Liderlik dereceleri olan bir vasıftır. Herkes mizacının izin verdiği kadar liderdir. Rabbimiz insanı halife olarak yaratmış; örnek olarak peygamberleri ve onların izinden giden salihleri göndermiştir. Herkes gücüne, konumuna göre sorumluluğu altındakilerin lideridir ve buna göre de hesap verecektir.

“Ve onlar ki: ‘Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl.’ derler.”

(Furkân Sûresi, 74)

Hayalin Terasında Başlayan Yolculuk

Hayalini kurduğum ahşap eve benzeyen mimari yapının terasında çayımı içiyorum. Bahçedeki havuzdan ruhu dirilten su sesi geliyor. Bu havuzu diğerlerinden ayıran özellik ise ortasında üç ney ile bir kamış kalem figürünün bulunmasıdır. Su sesine karışan ney sesi ruhumun derinliklerine işliyor; elime kamış kalemi almış yazıyorum.

Müziği severim; fakat bu konuda yaptığım denemeler sonunda yeteneğim olmadığına karar verdim. Bu alanda iyi bir dinleyici olmayı tercih ederim. Müzik, beden ve resim derslerini hocalarımın ikramıyla geçtim. Şimdi düşünüyorum da hangi dersim gerçekten pekiyiydi? Farkındalığı yakalayamamış her genç gibi keşfedilmeyi, dokunulmayı bekleyen ortalama bir öğrenciydim. Türkçe dersiyle, bir öğretmenin ters dokunuşu nedeniyle yıldızımız bir türlü barışmadı. Bu nedenle ilk yazıma “Ben bile yazabiliyorsam…” diye başlamıştım.

Lider

Sonradan sevdiğim ve ilgi duyduğum alanlarda derdimi anlatacak yazılar kaleme almaya başlayınca önce ben şaşırdım. Hayat nasipler silsilesidir. Negatif dokunuşlar olduğu gibi pozitif dokunuşlar da vardır. İnsan bu dokunuşlarla gelişimini sürdürür; ancak bir eşik noktası bulunur. Eğer o eşik iyi anlamda geçilirse kişi kendi ruhuna dokunmaya başlar ve artık iç dokunuşlarla yoluna devam eder.

Kendini Tanımanın Kıymeti

Öğrenmeyi öğrenmek/öğretmek diyoruz. Bir talebe kendini geliştirme yolunda usul ve üslup kazandıysa eğitimin amacı da gerçekleşmiş demektir. Eksiklerini, fazlalarını, kabiliyet ve yeteneklerini tanımış olur. Yetkin olduğu alanları bilmeli; eksik ve geliştirebileceği alanların ise farkında olmalıdır. Eğer “muhabbet” diye bir ders olsaydı, her zaman on üzerinden on alırdım. Bu öne çıkan yeteneğimin üzerine gittim; mesleki eğitim ve rehberlik alanında kendimi geliştirdim.

1000313732

Kendini gerçekleştirmek, kendinin farkına vararak farkında yaşamak ve kendini lider ruhlu yetiştirmek kişisel gelişim kategorisine girer; ancak bu yazı, son yılların popüler kişisel gelişim metinlerinden farklıdır. Aslında başlığı “Kendini Adam/Ahi/Âdem Yetiştirmek” de koyabilirdim; fakat bu ifade derdimi tam olarak anlatmazdı. Bir toplumda , muhitte iyi insan sayısı her zaman kötülerden fazladır; insan özü itibariyle aslını yitirmiş eksik iyi bir varlıktır. Esas eksikliğimiz iyiliğe önderlik yapacak, lider ve girişimci ruhlu iyi insanlardır.

Çam veya çiçek balı şifalıdır; fakat Anzer balı daha şifalıdır. İnsanın dünyaya yalnızca çam ya da çiçek balı olmak için değil, Anzer balı gibi olmak için geldiğine inanıyorum. “Anzer Balı Neden Değerli?” (https://www.dunyabizim.com/anzer-bali-neden-degerli-1 ) yazımda bunu anlatmaya çalıştım. Kişisel gelişim metinleri bizi Anzer balı gibi dünyaya şifa taşıyan insanlar yapabiliyorsa iyidir; ancak gelişimin bir süreç olduğu unutulmamalıdır.

Hayatın içindeki tekkeler ve dergâhlar gibi doğal rehberlik kanallarının tıkandığı, ilmin kategorilere bölündüğü, kitap isimlerine takıldığımız bu dönemde kendi değerlerimizden yeterince istifade edemiyoruz. İmam-ı Gazali’nin “Kimyâ-yı Saâdet”i, kendini gerçekleştirme ve insan-ı kâmil olma yolunda en kıymetli kişisel gelişim kitabıdır. Ya sadece bu işi meslek edinmiş yazarların kitaplarına teslim olacağız ya da doğal rehberlik kanallarımızı yeniden ihya edeceğiz. Bizim en doğal rehberlik kanalımız ise muhabbettir. Bu yazı da muhabbet eğitim yoluna uygun olarak, karşılıklı muhabbet edebilmek için kaleme alınmıştır.

Külliye Eğitim Modeli: Basiretli İnsan Yetiştirmek

Geleneğimizden ilhamla geliştirdiğimiz “Külliye Eğitim Modeli”, ihtiyaç duyduğumuz donanım ve çapta lider ruhlu iyi insan yetiştirmeye taliptir. Külliye eğitimi; bütünsel, hayat boyu süren ve çok yönlü bir eğitimin adıdır. Camide manevi, mektepte maddi, imarette sosyal, çarşıda iktisadî, mahallede hayat, tekkede musiki ve dergâhta ruhî eğitimin uygun yöntemlerle yeniden sisteme dahil edilmesi gerekir.

Değerlerimizi inkâr ederek kurulmuş eğitim sisteminde yalnızca isim ekleyerek veya kısmi değişikliklerle bir şeyleri değiştirmek zordur. Köklü ve külliyen bir değişim gerekir. En azından pilot uygulamalarla işe başlayıp, yeni örnek modeller oluşturmalıyız. Günümüzün ihtiyacı olan insan modeli yetişirse herkes bu sisteme kendiliğinden koşarak gelecektir. Böylece eğitim sistemimizden geleceğin girişimci ruhlu iyilik liderleri çıkacaktır.

Herkes Lider Olabilir mi?

“Herkes lider olursa kim tabi olacak?” sorusu akla gelebilir. Liderlik dereceleri olan bir vasıftır. Herkes mizacının izin verdiği kadar liderdir. Rabbimiz insanı halife olarak yaratmış; örnek olarak peygamberleri ve onların izinden giden salihleri göndermiştir. Herkes gücüne, konumuna göre sorumluluğu altındakilerin lideridir ve buna göre de hesap verecektir.

1000313684

“Vaktiyle Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle imtihan etmiş, o da bunları harfiyen yerine getirmişti. Bunun üzerine Rabbi ona: ‘Seni insanlara önder yapacağım’ buyurdu. İbrahim: ‘Zürriyetimden de önderler çıkar!’ diye dua edince: ‘Benim verdiğim söz zalimler için geçerli değildir!’ buyurdu.” (Bakara, 124) Hz. İbrahim’in duası gereği, zalimler hariç herkes iyiliğe liderlik potansiyeli taşır. Her çocuk dünyaya iyiliğe lider olarak yetişmek ve çevresini güzellikle imar etmek için gelir. Ailede başlayan, okul ve çevreyle devam eden süreç bireyi şekillendirir.

Lider, kendini tanıdığı için liyakat sahibi kişiye tabi olmayı da bilir. Liderliği “kaliteli bağlılık” olarak tanımlamak mümkündür. Değişimli liderlik kavramı da bu durumu anlatır. Mimar Sinan mimarlık alanında liderdi; fakat Sultan Süleyman’ı yöneticisi olarak lideri sayıyordu. Yeri geldiğinde sultana karşı çıkmaktan çekinmemiş; fakat “Ben iyi mimarım” diye devleti yönetmeye de kalkmamıştır. İnsan sınırlarını bilirse faydalı olur, sınırları aştığında rezil olur.

Meslek ve Mizacın Uyumu

Kendi alanında lider olmuş kişilerin birkaç alanda eser verdiklerini ve birden fazla mesleğe sahip olduklarını görebiliriz. İyi bir yöneticinin aynı zamanda marangoz yahut şair olması bizi şaşırtmamalıdır. “Çocuklarınızı gelecek çağa göre yetiştirin” diyen Hazreti Ali’nin yolundan gitmek zorundayız. Bugün ise geleceği bırakın, yaşadığımız çağa uygun bir eğitim dili bile geliştirmekte zorlanıyoruz. Büyükler kendi arasında çocuk ve gençlerin eğitimi üzerine konuşuyor; fakat konuştukları dilin onlara ulaşıp ulaşmadığını takip eden pek yok.

Eğitim yaklaşımımız bütünsel değildir; tek bir alana odaklıdır. Popüler mesleklerin dışındaki mesleklere değer vermiyoruz. Meslek–itibar, kariyer–makam, iş–gelir ilişkileri konusunda kafamız karışık. Mesleki rehberlik, içinde olduğum eğitim sisteminin yitik malıdır. Örneğin çiftçi olmasa herkes aç kalır; fakat genç bir çiftçi çoğu zaman kendini “işsiz” gibi tanımlıyor. Benzer örnekler çoğaltılabilir.

Farkındalık Yolculuğu

Ben, kendimin tam olarak farkına yirmili yaşlarımda vardım. Şimdiki aklımla daha erken fark etmeyi temenni ederdim; hayatım o yaşa kadar daha kaliteli geçebilirdi ve yola daha erken çıkmış olurdum. Meslekleri ve çevreyi tanıma süreci on yaşında başlar; farkındalık için ise on beş yaşları en uygun dönemdir. Çocuk temel eğitimi alınca ilk gençlik dönemine denk gelen orta öğretime meslekleri tanıyarak başlamalı, lise yıllarında hayatın farkına varmalı, lisans yıllarında ise bir meslekte uzmanlaşmalıdır. Okuldan bağımsız olarak aynı süreç yaşanmalıdır. Eğitim sistemi çok yollu olmalı, temel eğitim harici zorunluluk kalkmalıdır.

Farkındalık geciktikçe birçok fırsat gözümüzün önünden geçer ve biz bunların farkına bile varamayız. Bugün bunları söylemek kolay; fakat o dönem ihtiyacım olan yalnızca beni fark eden, anlayan, bana beni aştıracak küçük bir dokunuştu. İyi usta öğreticiler tanıdım, güzel muhitlerde bulundum, bazı olaylara şahitlik ettim ve hayatım değişti.

Bu yazıyı da bir dokunuş olması ve gecikmiş farkındalığın acısına merhem olması için yazıyorum. Genç bir kardeşim on beş yaşında hayatın farkına varabilirse, zamanın ve yaşıtlarının fersah fersah önüne geçer. Tek cümle: “Bundan sonra toplum mühendislerinin oluşturduğu popüler gündemlerin savurduğu bir yaprak gibi değil, farkında bir hayat yaşayacağım.”

Muhabbetin Dönüştürücü Gücü

O farkındalık dokunuşunu biraz daha açabilirim: Beni sorularıyla sarsan farkındalık sahibi bir ilahiyat öğrencisi; ramazan akşamları meal okuyan bir adam; aşkı bana öğreten yaşam dostum; hayatı okumanın üslubunu, şükrü, sabrı ve muhabbet eğitim yolunu öğreten Piri Sır Hocam gibi şöhretten kaçan, yalnızca bilenlerin istifade ettiği gönül sultanları…

Farkında olmakla her şey bitmiyor. Sadece kendini biliyorsun; düşüyorsun, kalkıyorsun, yürüyorsun ve Rabbini bilmeye başlıyorsun. İnsan böyle vesilelerle nasibi kadar hayata yeniden başlar. Bazen aynı yerden, bazen bir basamak yukarıdan… Lise yıllarında arayışım vardı; Bursa’da tanımadığım insanlarla saatlerce muhabbet ettiğimi, Ulu cami ortasındaki şadırvandan çıkan suyu dinleyerek tefekkür ettiğimi hatırlıyorum. Bir gün aradığımı yine muhabbetin içinde buldum. Bu yüzden kendimi bir “muhabbet fedaisi” olarak görürüm ve eğitim geleneğimize uygun şekilde sohbeti bir eğitim yöntemi olarak benimsedim.

İnsanın Doğal Liderliği

İnsan, özü itibariyle doğal bir liderdir. Rabbi onu seçmiş ve yeryüzünde halife ilan etmiştir. Bu sorumluluk yükünü dağlar bile kabul etmemiştir. İnsan ya cahilliğinden ya da yaratılışında kendisine üflenen ruhun farkındalığıyla sonuçlarını tam bilmeden “evet” demiştir. En doğrusunu Allah bilir. Donanımına, akıl melekesine ve irade gücüne baktığımızda insanın üstün yaratılışını fark ederiz.

O hâlde lider yetiştirmekte neden zorlanıyoruz? Belki de ilk sormamız gereken soru şudur:

“Lider insan yetiştirmek gibi bir derdimiz var mı?” Çoğu zaman istediğimiz, yalnızca itaat eden insan modelleridir:

Akıllı ol, tabi ol, soru sorma, itiraz etme…

Bu anlayışla yetişen hiçbir kimse lider olamaz.

Edepli Sorgulayıcılar Yetiştirmek

Bizim edepli sorguculara ihtiyacımız var. Kendini bilen, çevresinin farkında olan; hakikate teslim olmuş; aklı ve kalbi uyumlu çalışan; güzel ahlak sahibi insanlara… toplumsal sorumluluk bilinci taşıyan iyi adamlara… Muhammed Esed’in mealinde “takva” kelimesinin “sorumluluk bilinci” olarak çevrilmesi anlamlıdır. Bugün eğitim sisteminde kazandırılması gereken en önemli haslet, sorumluluk bilincidir. Hesap veren, hesap soran adalet sahibi iyi insanlar…

Çünkü sadece zalimler lider olmamalıdır. “Benim verdiğim söz zalimler için geçerli değildir.” Her şeyin yerli yerinde olması adalettir; aksi ise zulümdür.

Kalp ve Akıl Birlikte Yürürse

Aşağılamadan eleştiren bilgelere ihtiyacımız var. Kalpleri ezmeden yukarıya taşıyan, yanlış dokunuşun kalp ritmini bozacağını bilen kalp ustalarına… Bu ise ancak akıl ve kalbin birlikte terbiyesiyle mümkündür. Sadece aklı geliştirmek yetmez. Kalp eğitimi almamış akıl; kitle imha silahı da üretir, en akıl almaz hile ve sahtekârlıkları da yapabilir. Bugünün Batı literatüründe “duyuşsal alan” diye tanımlanan şey aslında manevi eğitimdir.

Yolun Adı İrfandır

İlim, oturduğun yerde seni bulmaz. Onu ararsan, isteme derecene göre nasip edilir. Eskinin güzel adamları, bir ilmin daha kaliteli verildiğini duyarsa şehir şehir dolaşır ve o ilmi arayıp bulurlardı.

“Eğer Kitabullahı benden daha iyi bilen bir kimse bulunduğunu bilseydim, deveme atlar, onun yanına ulaşırdım!” — İbn Mesud (r.a.) Sahabe ve onların yolunu tâkip eden ilim ehli bu yolu takip etmiştir. Daha iyi bilen varsa, hangi şehirde olursa olsun arayıp bulmuş ve ona talebe olmuştur. Peki biz bugün ne için yola çıkıyoruz?

Günümüzde bilgiye erişim kolay; fakat her yerin bilgiyle dolu olması, bilgiyi yaşamak anlamına gelmez. Fazla bilgi ise bilgi kirliliği oluşturuyor. Önemli olan bilgiyi seçip kullanacak ve yeniden üretecek insandır. Uygulanmayan, amel edilmeyen bilgi ise yükten ibarettir.

Hayatın İnce Ayarı

Unutma: İyiler bazen kötü, kötüler bazen iyi olabilir. Örtülü işlerin içinde bulunma; örtünün rengi veya kimin adına yapıldığı önemli değildir. Bazı kimseler tüm değerlerimizi kendi çıkarları için kullanabilir. Bunu fark edecek akl-ı selime ihtiyacımız var. Mazlumdan yana ol; fakat uyanık da ol. Çünkü bazen mazlum görünen biri, eline fırsat geçtiğinde en zalim olabilir.

Tövbe eden, kalbini ıslah için dua eden, peygamberlikten önce bile “emin” olan, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen kutlu bir Önder’in olduğunu unutma.

Son Söz: Kendini ve Neslini Lider Yetiştirmek

Kendini ve neslini lider yetiştirmek; kendini gerçekleştirmek ve insan-ı kâmil olma yolunda yürümektir. Sahih kaynaklardan ve iyi insanlardan beslenen, derdi olan herkes bu yolu yürüyebilir. İş, her meslekte olduğu gibi iyi bir ustaya çırak olmakla başlar. Zor görünen bu yolculuk aslında işte bu ilk adımı atmakla başlar. Olgunlaşan bir meyvenin toprağa düşmesi gibi, bu yolculuk da şehadetle toprağa “oldum” diyerek düşmekle sona erer. Kemalat yolunda eriştiğin son nokta, sonsuz hayatta başlangıç rütben olur ve muhabbet devam eder.

Cihad Meriç

Cihad Meriç

Cihad Meriç Yazıları