Uludağ eteklerinde yukarı çıktığım gibi yine Ulu Camii civarında Kapalıçarşı’dan Şehreküstü istikametini takip edip Çatalfırın civarına geliyorum. Bir tekkenin izini süreceğim, yıllarca yanından geçip bihaber olduğum tekkeyi bulma niyetindeyim. İznik araştırmalarım sırasında Eşrefoğlu Rumi’nin Mehmed Safiyyuddin Erhan isminde yaşayan bir torunu olduğunu öğrendim. Numaniye Vakfı’nda çalışmalarını sürdürüyormuş. Numaniye normalde bir tekke, resmi olarak tekkeler hâlâ kapalı olduğu için vakıf olarak yoluna devam ediyor. Tekkenin tabelası yok, kitabesi var, biraz zorlansam da sonunda kapısını buluyorum. Ziline heyecanla bastım, belki yüzyıllık hasretle bir karşılık bulurum diyerek tekkenin kapısını çaldım; fakat tekkeler hâlâ sessiz. Kimse kapıyı açmadı. Sonradan ziyaret ettiğimde öğrendim, giriş tarafı cadde üzerinden değil çıkmaz sokak içindenmiş.
Mehmed Safiyyüddin Erhan Beyefendi tekkede miraciye geleneğini sürdürüyor. Değerlerimiz konusunda gayretli, Rabbim razı olsun. Amin. Hayat bir hatırlatmadır, kimi hatırlar kimi unutur. Bazen unutmak nimettir, bazen de hatırlamak. Bana göre edebiyatın, sanatın, sinemanın, zanaatın en güzel işlevi hayata ayna olmaktır. Sanat eseri içinde kendimizi bulduğumuzda, hakikati bulmaya bir adım daha yaklaşmış oluruz. Murat Pay yönetiminde Rasathane Film tarafından çekilen “Miraciyye Saklı Miras” belgeseli Numaniye Dergahı’nı kayıt altına aldı. Belgeselde altyazı olarak hayatımı okudum.
Bursa’da üç yılım, Numaniye Tekkesi’ne yakın bir mahallede geçti. Akrabalarımızın evi hemen birkaç sokak ötedeydi. Sonradan Bursa’da edindiğimiz mesken de yine bir sokak ötedeydi. Lise bittikten sonra Bursa’ya yerleşmek nasip olsaydı, dergah ile komşu olacaktık. Tanış olmak için komşu olmak yeterli değil, hele büyük bir şehirde yaşıyorsak hiç kolay değil. Aynı mahalleyi paylaştığım tekkeden bihaber olmanın öğrettiği ders, bugün doğru yolda olduğumu gösteriyor. İyilik sancağını yükselt, iyi adamlar ve iyi mekânlar defteri tut ve dilin döndüğünce iyiliği anlat. Arayana iz ve yol olsun. Dilimiz döndükçe iyiliği anlatalım, ne kadar çok insana duyurursak o kadar bahtiyar olalım. İyiliğin reklama ihtiyacı yok; fakat dilden dile, gönülden gönle aktarılmaya ihtiyacı var.

Yorumlar kapalı.